biocept lung cancer detection

Biomarker Test İndeksi

ALK

ALK(anaplastik lenfoma kinaz) bir tirozin kinaz reseptörüdür. Normal bir ALK reseptörü hücre zarında yerleşiktir ve aktif hale gelebilmek için bir ligand’a gereksinimi vardır. ALK geninin yeniden düzenlenmesi, küçük hücreli dışı akciğer kanserinde (KHDAK) vakalarının %2-7'sinde bulunur ve bunların tespiti olası tedavi seçimi için kullanılır. ALK geninin yeniden düzenlenmesi ya da ortaya çıkan füzyon proteinleri (bu yeni ALK füzyon proteini, ligand bağ gereksinimi duymadan daha sitoplazmada aktive olur), floresan in situ hibridizasyon (FISH), immünohistokimya (IHC) ve ctDNA'nın ters transkripsiyon polimeraz zincir reaksiyonu (RT-PCR) kullanılarak tümör örneklemelerinde tespit edilebilir. Biocept'in Target Selector™ likid biopsi platformu basit bir kan örneği kullanarak hastalarda ALK gen translokasyonlarını tanımlar. ALK’daki bu sapma sıklıkla EGFR ve KRAS gen mutasyonlarından bağımsız olarak oluşur. 2007'de ALK geni ile füzyon oluşturan EML4 (ekinoderm mikro-tüp ilişkili protein benzeri 4) geninin bulunmasından bu yana, onkojenik EML4-ALK füzyonunun çok sayıda varyantı bildirilmiştir. Hepsi ALK proteininin aynı sitoplazmik bölümünü kodlar, fakat EML4'ün farklı kesimleriyle kodlanırlar. ALK füzyonunun saptanması, piyasada bulunan bir tirozin kinaz inhibitörü olan crizotinib (Xalkori®)'e verilecek muhtemel yanıt olasılığını belirlemek için kullanılır. Ayrıca, ceritinib (Zykadia®) ve alectinib (Alecensa®), crizotinib ilerlemiş veya bunlara tolerans göstermeyen, ALK pozitif küçük hücreli dışı akciğer kanseri bulunan, metastatik hastalar için onaylanmıştır. Biocept'in ALK likid biopsi testi, dolaşan kanser hücrelerinde FISH analizi kullanarak ALK geni yeniden düzenlenmelerini tespit eder. Biocept'in Target Selector ™ platformu, bir hastanın kan örneğinden klinik olarak uygulanabilir kanser biyomarkerlerini değerlendirecek bir dizi likid biopsi testi içerir. Likid biopsiler invazif değildir ve doku biyopsisi ile birlikte veya doku biyopsisinin yetersiz olduğu/kullanılamadığında durumlarda yararlı bir test seçeneği olabilir. Testler Biocept’in CLIA sertifikalı CAP tarafından akredite edilmiş laboratuarında gerçekleştirilmektedir.

AR

Androjen reseptörü (AR), prostat epitel hücrelerinin büyümesinin düzenlenmesinden sorumludur. AR ekspresyonunun saptanması metastatik prostat kanseri veya kastrasyona dirençli prostat kanseri (CRPC) hastaları için kişiye özel tedavi imkanı sunabilir. Tedavi edilmeyen prostat kanserinde AR pozitif hücrelerin hormonal tedaviye yanıt verme olasılığı daha yüksektir. AR'yi hedef alan prostat kanseri için yapılan tedaviler CRPC'li hastalarda sağkalımı iyileştirdiği gözlenen abiraterone (Zytiga®) ve enzalutamide (Xtandi®) içerir (de Bono ve diğerleri, 2011; Scher ve ark., 2012). AR ekspresyonu, östrojen reseptörü (ER), progesteron reseptörü (PR) ve insan epidermal büyüme faktörü reseptörü 2 (HER2) için negatif test edilen tükrük kanalı karsinoması ve üçlü negatif meme kanseri (TNBC) gibi diğer kanserlerle de ilişkilidir. TNBC meme kanseri hastalarının% 10-20'sini oluşturur ve AR ekspresyonunun TNBC hastalarında prognostik ve prediktif değere sahip olduğu düşünülmektedir. Biocept'in AR likid biopsi testi floresan etiketli antikorlar kullanılarak dolaşan kanser hücreleri (CTC'ler) üzerinden gerçekleştirilir.

BRAF

BRAF geni hücre büyümesi ve çoğalması ilgili sinyalleri gönderen ve B-Raf adı verilen bir proteini kodlayarak hücre bölünmesinin kontrol eden gendir.  2002'de BRAF onkojeninin bazı kanserlerde mutasyona uğradığı kanıtlanmıştır.  Malign melanom, kolorektal, tiroid, akciğer ve over kanseri de dahil olmak üzere birçok kanser tipinde BRAF mutasyonu bulunabilir. Ancak en sık malign melanom’da görülür. Genetik seviyede  BRAF mutasyonuna sahip olmayan melanomların% 40'ında NRAS adı verilen ve B-Raf ile aynı sinyal yolu (MAPK)  kullanan mutasyon bulunmaktadır. Bu yol çoğalma, diferansiyasyon, motilite, stres tepkisi, apoptoz ve sağkalım gibi çeşitli temel hücresel süreçlerle ilgilidir. MAPK sinyalizasyonundaki anormallikler kanser gelişiminde ve progresyonunda kritik bir rol oynamaktadır. BRAF V600 E, K, D ve diğer mutasyonların saptanması melanom hastalarında hedef gözeten tedavi için seçenek sunar. Ayrıca tiroid ve kolon kanserlerinde prognozu belirlemek ve kolon kanserinde anti-EGFR tedavisine verilecek yanıtı öngörmek için yararlı olabilir. BRAF mutasyonu pozitif kanserlerin tedavisinde hedefe yönelik ilaçlar anlamlı sağkalım avantajları nedeniyle FDA tarafından onaylanmıştır. İleri evre malign melenom’un tedavisinde vemurafenib (Zelboraf®) ve dabrafenib (Tafinlar®) FDA tarafından onaylanan ilaçlardır. Biocept'in BRAF likid biopsi testi ctDNA üzerinde gerçekleştirilir ve hedeflenen bölgedeki tüm mutasyonları tanımlar. Biocept'in Target Selector ™ platformu, bir hastanın kan örneğinden klinik olarak uygulanabilir kanser biyomarkerlerini değerlendirecek bir dizi likid biopsi testi içerir. Likid biopsiler invazif değildir ve doku biyopsisi ile birlikte veya doku biyopsisinin yetersiz olduğu/kullanılamadığında durumlarda yararlı bir test seçeneği olabilir. Testler Biocept’in CLIA sertifikalı CAP tarafından akredite edilmiş laboratuarında gerçekleştirilmektedir.

EGFR

Epidermal Büyüme Faktörü Reseptörü (EGFR, Epidermal Growth Factor Receptor), HER / ErbB protein ailesine ait bir transmembran tirozin kinaz reseptörüdür. EGFR'ın aşırı ekspresyonuna yol açan mutasyonlar kolo-rektal, baş-boyun, meme, over, beyin, prostat ve akciğere ait skuamöz hücreli karsinom (vakaların% 80'i) içeren bir dizi kanser ile ilişkilendirilir. EGFR'ı içeren somatik mutasyonlar kontrolsüz hücre bölünmesine sebep olan seri aktivasyona neden olur. EGFR'nin somatik mutasyonları akciğer adenokarsinomlarının bir alt grubunda da mevcuttur.  Mutasyonu olan vakaların yaklaşık% 90'ında iki çeşit bulunur; Ekson 21'de ortaya çıkan spesifik bir nokta mutasyonu (L858R) ve Ekson 19'da oluşan kısa in-frame delesyonları. Bu mutasyonlar küçük hücreli dışı akciğer kanseri hastalarında bulunduğunda gefitinib (Iressa®) ve erlotinib (Tarceva®) gibi epidermal büyüme faktörü reseptörü tirosin kinaz inhibitörlerinin (EGFR-TKI) tedaviye  klinik yanıt oranlarını% 80'e kadar çıkardığını gözlemlenmiştir. Nitekim yaklaşık 6 ila 12 ay sonra KHDAK tümörlerini bu hedefli tedavilere direnç geliştirmektedir. Bu dirençle ilgili yapılan araştırmalar EGFR-TKI'lere karşı direnç kazanmış hastaların yaklaşık% 60'ında ortaya çıkan ikincil EGFR T790M mutasyonunu tespit etmiştir. Kasım 2015'te osimertinib (Tagrisso®), EGFR-TKI tedavisi devam eden veya tamamlanmış EGFR T790M mutasyonlu metastatik KHDAK hastalarının tedavisi için onay aldı. Olmutinib ve PF-06747775 gibi birkaç ek EGFR T790M-inhibitörü (3. nesil EGFR-TKI olarak da adlandırılır), Boehringer Ingelheim ve Pfizer tarafından geliştirilmektedir. Biocept'in EGFR likid biopsi testi ctDNA üzerinde gerçekleştirilir ve hedeflenen bölgedeki tüm mutasyonları tanımlar. Biocept'in Target Selector ™ platformu, bir hastanın kan örneğinden klinik olarak uygulanabilir kanser biyomarkerlerini değerlendirecek bir dizi likid biopsi testi içerir. Likid biopsiler invazif değildir ve doku biyopsisi ile birlikte veya doku biyopsisinin yetersiz olduğu/kullanılamadığında durumlarda yararlı bir test seçeneği olabilir. Testler Biocept’in CLIA sertifikalı CAP tarafından akredite edilmiş laboratuarında gerçekleştirilmektedir.

ER

Östrojen reseptörleri (ER) hücrelerin içinde ve hücre duvarında bulunan bir grup proteindir. Bu reseptörler östrojen 17B-estradiol hormonu tarafından aktive edilir. Hücreler arası reseptörler olan ERα ve ERβ, nükleer reseptör ailesinin ER izoformu olarak bilinen iki üyesidir. ER zayıf bir prognostik faktördür ancak hem adjuvan tedavi planında hem de metastaz varlığında endokrin tedaviye verilmesi muhtemel yanıt için güçlü bir prediktif değer sunar. Meme kanserinde ER'nin değerlendirilmesi başta tamoksifen olmak üzere diğer seçici östrojen reseptör modülatörleri (SERM'ler) ve aromataz inhibitörleri gibi hormonal tedavilere verilecek yanıtı öngörmek için kullanılır. Tekrarlayan veya yeni tanımlanmış metastatik meme kanseri hastaları için hormonal (ER) ve HER2 reseptörlerinin tanımlanması tedavi standardıdır ve doğru değerlendirme, tedavi sonuçlarında önemli bir rol oynayabilir. Biocept  hastanın kan örneğindeki bu biyomarkerleri değerlendirmek için likid biopsi ile ER ve HER2 testleri sunar. Likid biopsiler invazif değildir ve doku biyopsisi ile birlikte veya doku biyopsisinin yetersiz olduğu/kullanılamadığında durumlarda yararlı bir test seçeneği olabilir. Testler Biocept’in CLIA sertifikalı, CAP tarafından akredite edilmiş laboratuarında gerçekleştirilmektedir. ER-pozitif ve progesteron reseptör (PR) pozitif meme kanseri hücrelerinde kendi hormonlarına afinite reseptörler bulunur. Sonuç olarak hücre büyümesi ve çoğalması tetiklenir. Hormonların bu reseptörlere bağlanmasını engellemek için farklı yaklaşımlar kullanan ilaçlar vardır. Hormon tedavisi hormon reseptör-pozitif (ER pozitif ve / veya PR pozitif) meme kanseri hastası kadınlar için önerilir, ancak hormon reseptör-negatif (hem ER hem de PR negatif) olan kadınlarda yarar göstermez. Östrojeni bloke etmek için kullanılan ilaçlar arasında tamoksifen (Nolvadex®) ve fulvestrant (Faslodex®) örnek gösterilebilir. Ek olarak östrojen düzeylerini düşürmek için seçici östrojen reseptör modülatörleri (SERMler) kullanılır ve letrozol (Femara®), anastrozol (Arimidex®) ve eksemestan (Aromasin®) içerir. Biocept'in ER ekspresyonu için likid biopsi testi dolaşan kanser hücreleri (CTC'ler) üzerinden floresan etiketli antikorlar kullanılarak yapılır.

FGFR1

Fibroblast büyüme faktörü reseptörü 1 (FGFR1, Fibroblast growth factor receptor 1), hücre bölünmesi, hücre büyümesi ve olgunlaşmasının düzenlenmesi, kan damarlarının oluşumu, yara iyileşmesi ve embriyonik gelişme gibi süreçlerde yer alan dört fibroblast büyüme faktörü reseptöründen biridir. FGFR1 geni hücre zarını kapsayan bu proteini, bir ucunu hücre içinden diğer ucunu hücrenin dış yüzeyinden uzanarak kodlar. Bu konumlandırma FGFR1 proteininin hücre dışında fibroblast büyüme faktörleri (FGF'ler) olarak adlandırılan diğer proteinlerle etkileşime girmesine ve hücrenin çevreye yanıt vermesine yardımcı olan sinyalleri almasına izin verir. Meme kanseri hastalarının neredeyse %10'u  FGFR1 aşırı ekspresyonuna sahiptir (Hynes ve Dey 2010 ve Turner ve ark., 2010) ve bu proteinin ER pozitif statüsü ve luminal B tipi meme kanseri ile ilişkili olduğunu belirlenmiştir. Akciğer kanserinde FGFR1 amplifikasyonu skuamöz hücreli akciğer kanseri tanısı almış sigara içmiş veya halen içmekte olan kişilerde sıkça görülür ve bu popülasyonun yaklaşık % 20'sinde FGFR1 aşırı ekspresyonu bulunur. Adenokarsinom gibi diğer histolojileri olan akciğer kanseri hastalarında FGFR1 amplifikasyonu nadir bir olaydır (2'den az %; Dutt ve ark. 2011; Turner ve Seckl 2010; Weiss ve diğerleri 2010). Yeni çalışmalar FGFR yolağının FGFR inhibitörlerine duyarlı olabileceğini dolayısıyla aşırı protein sentezinin belirlenmesinin farmakolojik müdahale potansiyeline sahip olduğunu göstermektedir (Liang ve ark., 2012). FGFR / FGF sinyalini inhibe etmek için geliştirilen birkaç farmakolojik madde bulunmaktadır. Bunlara hem selektif inhibitörler hem de multi-kinaz inhibitörleri dahildir. Onayları FGFR'ye karşı olan etkinliklerine dayanmamakta olsa da FDA tarafından onaylanmış 4 adet ilaç vardır. Bu multi-kinaz inhibitörleri şunlardır: ponatinib (Iclusig®), pazopanib (Votrient®), regorafenib (Stivarga®) ve lenvatinib (Lenvima®). Biocept'in FGFR1 likid biopsi testi FGFR1 gen düzenlenmelerini tanımlamak için dolaşan kanser hücreleri (CTC'ler) üzerinde FISH analizini kullanır. Biocept'in Target Selector ™ platformu bir hastanın kan örneğinden klinik olarak uygulanabilir kanser biyomarkerlerini değerlendirecek bir dizi likid biopsi testi içerir. Likid biopsiler invazif değildir ve doku biyopsisi ile birlikte veya doku biyopsisinin yetersiz olduğu/kullanılamadığında durumlarda yararlı bir test seçeneği olabilir. Testler Biocept’in CLIA sertifikalı, CAP tarafından akredite edilmiş laboratuarında gerçekleştirilmektedir.

HER2

ERBB2 geni, çeşitli karsinom formlarıyla ilişkilendirilen insan epidermal büyüme faktörü reseptörü 2 (HER2 veya HER2 / neu) isimli protein reseptörünü kodlar. Meme kanseri hastalarının yaklaşık %15-30'unda HER2'nin aşırı ekspresyonu vardır ve mide kanseri hastalarının % 7-34'ü HER2 pozitiftir. HER2 aşırı ekspresyonu ayrıca tükrük kanalı karsinomlarıyla ilişkilidir. Tanısal testler hücrelerde veya hücre yüzeyindeki reseptörlerde normalin üzerinde HER2 geni gösteriyorsa kanser HER-2 pozitif olabilir. Benzer test yöntemleri kullanılmasına rağmen meme kanseri ile mide kanseri arasında tanısal değerler açısından belirgin farklar vardır. Meme karsinomlu veya mide karsinomlu hastaların teşhisinde, doğru kanser tedavisi adına HER2 durumunu belirlemek ve doğru test prosedürleri izlemek önemlidir. 1998 yılında HER2 yolağını hedefleyen antikor terapisinin metastatik hastalığın progresyonsuz ve genel sağkalımını önemli ölçüde iyileştirdiği gösterilmiştir. 2005 yılında trastuzumab (Herceptin®)’ın  adjuvan verilmesi ile  hastalıksız ve genel sağkalımda iyileşme saptanmıştı. Nitekim HER2 aşırı ekspresyonu olan tüm hastalar bu yaygın kullanılan ilaçtan fayda göremez. Metastatik hastalığa karşı ikinci nesil çalışmalar lapatinib (Tykerb®) gibi küçük moleküllü tirozin kinaz inhibitörleri pertuzumab (Perjeta®) gibi yeni HER2 / HER3 antikorları ve antikor kemoterapi konjugatı Ado-trastuzumab emtansine (Kadcyla®) gibi birkaç yeni HER2 hedefli terapinin onaylanmasına imkan vermiştir. Bu başarılar, kemoterapiyle eşzamanlı veya ardışık olarak uygulanan tek ve çift HER2 hedefli ilaçların test edildiği ikinci jenerasyon adjuvan denemelerinin başlatılmasını desteklemiştir. HER2 hedefli terapide HER2 pozitif meme kanseri artık kötü prognoz ile ilişkili olarak görülmemekte ve FDA’a göre adjuvan HER2 hedefli tedavinin klinik yararın daha erken değerlendirilmesine imkan vermektedir. Biocept'in HER2 likid biopsi testi HER2 geninde kopya farklılıklarını bulmak için dolaşan kanser hücreleri (CTC'ler) üzerinde FISH analizini kullanır. Biocept'in Target Selector ™ platformu bir hastanın kan örneğinden klinik olarak uygulanabilir kanser biyomarkerlerini değerlendirecek bir dizi likid biopsi testi içerir. Likid biopsiler invazif değildir ve doku biyopsisi ile birlikte veya doku biyopsisinin yetersiz olduğu/kullanılamadığında durumlarda yararlı bir test seçeneği olabilir. Testler Biocept’in CLIA sertifikalı, CAP tarafından akredite edilmiş laboratuarında gerçekleştirilmektedir.

KRAS

KRAS geni (V-Ki-ras2 Kirsten rat sarcoma viral oncogene homolog) küçük bir GTPaz transdüktör proteinini kodlar. KRAS hücre çekirdeğine harici sinyaller gönderme kabiliyetinin bir sonucu olarak hücre bölünmesinin düzenlenmesinde yer alır. Vahşi tip KRAS geninin birçok kanser türünde tümör progresyonu esnasında sıklıkla kaybedilen bir tümör süpresörü olduğu gösterilmiştir. KRAS geni mutasyona girdikten sonra onkojenik özellik kazanır ve çeşitli kanserlerin gelişiminde de rol alır. KRAS mutasyonları pankreas kanserlerinin yaklaşık % 90'ında, kolon kanserlerinin% 30-50'sinde ve akciğer kanserlerinin yaklaşık% 25'inde bulunur. Over kanseride bazı durumlarda KRAS onkojen mutasyonlarını barındırabilir. KRAS genindeki mutasyona uğraması KRAS proteininin aktif ve pasif durumlar arasında geçiş yapabilme yeteneğini bozarak hücre transformasyonuna ve epidermal büyüme faktörü reseptörlerini (EGFR) hedef alan biyoterapilere ve kemoterapiye direncin artmasına yol açar.
İlerlemiş kolon kanseri (CRC) veya küçük hücreli dışı akciğer kanseri (KHDAK) hastalarında bir KRAS mutasyonunun olmaması EGFR hedefli tedavilere (örn., Setuksimab ve panitumumab) yanıt verme olasılığının arttığını ve böyle bir tedaviyle sağkalımın da arttığını öngörür. Kodon 12 veya 13'te bir KRAS mutasyonunun bulunması EGFR'yi hedef alan tedavilere (≥% 93) yüksek dirençli olma olasılığı ilişkilidir. Sonuç olarak KRAS geninde mutasyonların test edilmesi ve EGFR'yi hedef alan terapilerin uygunluğunun belirlenmesine ihtiyaç vardır.
KRAS için klinik olarak uygulanabilir biyomarkerleri hedef alan bir dizi ilaç sınıfı geliştirildi ancak halihazırda mevcut olan ilaçlar KRAS'ı direkt olarak inhibe edememektedir. Selülümin (AstraZeneca) gibi MEK inhibitörleri KRAS mutant kanserlerinde klinik kanıt gösterdiler ve doğrudan etkili KRAS inhibitörlerini keşfetmek ve geliştirmek için çalışmalar yapılmaktadır.
Biocept'in KRAS likid biopsi testi, ctDNA üzerinde gerçekleştirilir ve hedeflenen bölgedeki tüm mutasyonları tanımlar. Biocept'in Target Selector ™ platformu bir hastanın kan örneğinden klinik olarak uygulanabilir kanser biyomarkerlerini değerlendirecek bir dizi likid biopsi testi içerir. Likid biopsiler invazif değildir ve doku biyopsisi ile birlikte veya doku biyopsisinin yetersiz olduğu/kullanılamadığında durumlarda yararlı bir test seçeneği olabilir. Testler Biocept’in CLIA sertifikalı, CAP tarafından akredite edilmiş laboratuarında gerçekleştirilmektedir.

MET

MET (veya c-MET) ilk olarak hepatosit büyüme faktörü (HGF) için tirozin kinaz reseptörünü kodlayan bir onkojendir. MET reseptörü tirozin kinazı  akciğer %3, kolon %5,böbrek %5 ve  üst sindirim sistemi %5-10 kanseri dahil olmak üzere bir dizi epitelyal  kanserde mutasyona uğramış olarak gözlenebilir veya aşırı eksprese edilebilir. MET reseptörü ligandı HGF ile aktive edilir ve malign hücreler metastaz da dahil olmak üzere biyolojik fonksiyonların değişimi ile sonuçlanan bir dizi hücre içi sinyal iletim yolunu tetikler.
Akciğer kanserinde MET deregülasyonu kötü sonuç ve anti-EGFR tedavisine direnç ile ilişkilidir. MET ve onun yolağına yönelik hedefli tedavinin kanser büyümesi ve metastazında belirgin inhibisyona yol açması beklenmektedir. MET'e karşı bir takım antikorlar ve küçük molekül-MET inhibitörleri şu anda çeşitli kanser türlerinin tedavisi için klinik çalışmalara konu olmaktadır.
Şu anda, c-MET'i (HGF reseptörü) hedef alan FDA tarafında onay verilmiş tedavi olarak crizotinib (Xalkori®) ve cabozantinib (Cabometyx®) vardır. Bu maddeler MET'i diğer kanserle ilgili yolaklarla birlikte bloke eden çift veya çok tirozin kinaz inhibitörleridir. MET yolağını hedef alan çeşitli bileşikler klinik deneylerde araştırılmaktadır. Bunlara foretinib (Exelixis), capmatinib (Novartis), tivantinib (ArQule Inc.) ve glesatinib (Mirati Therapeutics) dahildir. Gelecekte MET inhibitörlerinin spesifik kinaz hedeflerine göre diferansiyasyonu gerekecektir. MET kinaz inhibitörlerine cevap verme olasılığı daha yüksek olan genetik profillere dayalı spesifik hasta alt gruplarının belirlenmesi daha iyi klinik sonuçlara katkıda bulunabilir.
Biocept'in MET likid biopsi testi, MET gen düzenlemelerini bulmak için dolaşan kanser hücrelerinde FISH analizi kullanır.
Biocept'in Target Selector ™ platformu, bir hastanın kan örneğinden klinik olarak uygulanabilir kanser biyomarkerlerini değerlendirecek bir dizi likid biopsi testi içerir. Likid biopsiler invazif değildir ve doku biyopsisi ile birlikte veya doku biyopsisinin yetersiz olduğu/kullanılamadığında durumlarda yararlı bir test seçeneği olabilir. Testler Biocept’in CLIA sertifikalı, CAP tarafından akredite edilmiş laboratuarında gerçekleştirilmektedir.

PD-L1

Programlanmış ölüm-1 (PD-1) bağışıklık sistemindeki T hücrelerinde bir kontrol noktası reseptörüdür. PD-L1'in ekspresyonu melanom, akciğer kanseri (hem skuamoz hem de skuamöz olmayan küçük hücreli dışı akciğer kanseri), meme, over, pankreas ve özofagus adenokarsinomu, böbrek tümörleri ve mesane kanseri gibi birçok kanser tipinde gözlemlenmiştir. PD-1 reseptörünün upregülasyonu bağışıklık sisteminin kanserli hücreleri yok etme kabiliyetini engelleyen T hücresi tükenmesi sürecinde önemli bir rol oynamaktadır. PD-1 reseptörü programlanmış ölüm ligandı-1 (PD-L1) ve programlanmış ölüm ligandı-2 (PD-L2) olmak üzere iki ligandı vardır. PD-1 reseptörü PD-L1'e bağlandığında kanser hücresi sitotoksik T hücresinin sitotoksik etkisinden kaçar. Bağışıklık sisteminin bu kontrol noktası mekanizması normal hücreleri korumak için yerindedir ancak bazı kanser hücrelerinde büyük miktarda PD-L1 bulunur ve bu da immün saldırıdan kaçmalarına yardımcı olur. PD-L1'in saptanması immünoterapide görev alan maddeler ile tedavi için kanser hastalarının tanımlanmasında yardımcıdır. PD-1 veya PD-L1 inhibitörleri (kontrol noktası inhibitörleri) adı verilen bu maddeler birçok kanser çeşidinde bağışıklık tepkisini arttırma ve hastanın sağkalımı geliştirme kabiliyetini göstermiştir.
2014 yılında, FDA, pembrolizumab'a (Keytruda®), gelişmiş ya da cerrahi müdahele ile çıkarılamayan melanom tedavisinde hızlandırılmış onay vererek onu ABD'de ilk onay almış PD-1 inhibitörü haline getirdi. Daha sonra 2014 yılında FDA melanom hastaları için nivolumab'ı (Opdivo®) onayladı. 2015 yılında nivolumab akciğer kanseri tedavisinde onaylanan ilk immünoterapi maddesi oldu. Pembrolizumab ve nivolumab için onaylanmış pek çok endikasyona ek olarak bu ilaçları diğer maddelerle birlikte ve baş-boyun ve beyin kanserleri de dahil olmak üzere çeşitli kanser türlerinde test eden birçok çalışma bulunmaktadır. 2016'da FDA bir PD-L1 inhibitörü olan atezolizumab (Tecentriq®) için mesane kanseri tedavisinde hızlandırılmış onay verdi. Bu ilaç daha sonra akciğer kanseri için onaylandı. Diğer PD-1 / PD-L1 hedefli tedaviler klinik olarak geliştirilmektedir.
Biocept'in PD-L1 ekspresyonu likid biopsi testi flüoresan etiketli antikorlar kullanılarak dolaşan kanser hücreleri (CTC'ler) üzerinde gerçekleştirilir.
Biocept'in Target Selector ™ platformu, bir hastanın kan örneğinden klinik olarak uygulanabilir kanser biyomarkerlerini değerlendirecek bir dizi likid biopsi testi içerir. Likid biopsiler invazif değildir ve doku biyopsisi ile birlikte veya doku biyopsisinin yetersiz olduğu/kullanılamadığında durumlarda yararlı bir test seçeneği olabilir. Testler Biocept’in CLIA sertifikalı, CAP tarafından akredite edilmiş laboratuarında gerçekleştirilmektedir.

RET

Programlanmış ölüm-1 (PD-1) bağışıklık sistemindeki T hücrelerinde bir kontrol noktası reseptörüdür. PD-L1'in ekspresyonu melanom, akciğer kanseri (hem skuamoz hem de skuamöz olmayan küçük hücreli dışı akciğer kanseri), meme, over, pankreas ve özofagus adenokarsinomu, böbrek tümörleri ve mesane kanseri gibi birçok kanser tipinde gözlemlenmiştir. PD-1 reseptörünün upregülasyonu bağışıklık sisteminin kanserli hücreleri yok etme kabiliyetini engelleyen T hücresi tükenmesi sürecinde önemli bir rol oynamaktadır. PD-1 reseptörü programlanmış ölüm ligandı-1 (PD-L1) ve programlanmış ölüm ligandı-2 (PD-L2) olmak üzere iki ligandı vardır. PD-1 reseptörü PD-L1'e bağlandığında kanser hücresi sitotoksik T hücresinin sitotoksik etkisinden kaçar. Bağışıklık sisteminin bu kontrol noktası mekanizması normal hücreleri korumak için yerindedir ancak bazı kanser hücrelerinde büyük miktarda PD-L1 bulunur ve bu da immün saldırıdan kaçmalarına yardımcı olur. PD-L1'in saptanması immünoterapide görev alan maddeler ile tedavi için kanser hastalarının tanımlanmasında yardımcıdır. PD-1 veya PD-L1 inhibitörleri (kontrol noktası inhibitörleri) adı verilen bu maddeler birçok kanser çeşidinde bağışıklık tepkisini arttırma ve hastanın sağkalımı geliştirme kabiliyetini göstermiştir.
2014 yılında, FDA, pembrolizumab'a (Keytruda®), gelişmiş ya da cerrahi müdahele ile çıkarılamayan melanom tedavisinde hızlandırılmış onay vererek onu ABD'de ilk onay almış PD-1 inhibitörü haline getirdi. Daha sonra 2014 yılında FDA melanom hastaları için nivolumab'ı (Opdivo®) onayladı. 2015 yılında nivolumab akciğer kanseri tedavisinde onaylanan ilk immünoterapi maddesi oldu. Pembrolizumab ve nivolumab için onaylanmış pek çok endikasyona ek olarak bu ilaçları diğer maddelerle birlikte ve baş-boyun ve beyin kanserleri de dahil olmak üzere çeşitli kanser türlerinde test eden birçok çalışma bulunmaktadır. 2016'da FDA bir PD-L1 inhibitörü olan atezolizumab (Tecentriq®) için mesane kanseri tedavisinde hızlandırılmış onay verdi. Bu ilaç daha sonra akciğer kanseri için onaylandı. Diğer PD-1 / PD-L1 hedefli tedaviler klinik olarak geliştirilmektedir.
Biocept'in PD-L1 ekspresyonu likid biopsi testi flüoresan etiketli antikorlar kullanılarak dolaşan kanser hücreleri (CTC'ler) üzerinde gerçekleştirilir.
Biocept'in Target Selector ™ platformu, bir hastanın kan örneğinden klinik olarak uygulanabilir kanser biyomarkerlerini değerlendirecek bir dizi likid biopsi testi içerir. Likid biopsiler invazif değildir ve doku biyopsisi ile birlikte veya doku biyopsisinin yetersiz olduğu/kullanılamadığında durumlarda yararlı bir test seçeneği olabilir. Testler Biocept’in CLIA sertifikalı, CAP tarafından akredite edilmiş laboratuarında gerçekleştirilmektedir.

ROS1

Proto-onkojen tirozin-protein kinaz ROS1 ROS1 onkojeni tarafından kodlanan bir enzimdir. ROS1 anaplastik lenfoma kinaz (ALK) proteinine yapısal benzerlik gösterir ve ROS1 gen düzenlenmesi küçük hücreli dışı akciğer kanseri (KHDAK) vakalarının % 1-2'sinde bulunur. ROS1 proteininin tam rolü normal gelişmede tanımlanmamasına rağmen akciğer ve diğer kanserler ile ilişkili ROS1 pozitif tümörlerin küçük moleküllü tirozin kinaz inhibitörlerine karşı kayda değer biçimde tepki verdiği bulunmuştur. Sonuç olarak kanserde terapötik bir hedef olarak ROS1 yeniden düzenlenmesi terapotik ajanların gelişimine neden olmuştur.
Klinik öncesi ve erken klinik kanıtlar ROS1 ile yeniden düzenlenen tümörlerin çift ALK / MET inhibitörlerine duyarlı olabileceğini düşündürmektedir. Son zamanlarda küçük moleküllü tirozin kinaz inhibitörü olan crizotinib (Xalkori®), tümörleri ROS1 pozitif olan metastatik KHDAK'lı hastaların tedavisi için onaylandı.
Biocept'in ROS1 likid biopsi testi ROS1 gen düzenlemelerini bulmak için dolaşan kanser hücrelerinde FISH analizi kullanır.
Biocept'in Target Selector ™ platformu, bir hastanın kan örneğinden klinik olarak uygulanabilir kanser biyomarkerlerini değerlendirecek bir dizi likid biopsi testi içerir. Likid biopsiler invazif değildir ve doku biyopsisi ile birlikte veya doku biyopsisinin yetersiz olduğu/kullanılamadığında durumlarda yararlı bir test seçeneği olabilir. Testler Biocept’in CLIA sertifikalı, CAP tarafından akredite edilmiş laboratuarında gerçekleştirilmektedir.